2 yaşında

e-not: yine yeni yeniden 2. yaş günü buluşması ile ilgili yazılar ilk kez buradan okunmaktadır. Yani kimse kimsenin yazısını önceden görmedi ve okumadı;-). Buluşmaya gelip yazısı elimize ulaşmayan arkadaşların görüşlerini bize ulaşınca ekleyeceğiz.

***

sepya

Ben ve e-mizah

e-mizah’ın yıldönümü olan Ekim ayının ağırlığı, Ağustos ayında bana heyecan ile birlikte sıkıntı vermeye başlamıştı. Buluşmaya gitmek istiyordum ama Türkiye’ye de üç yıldır bazı sebeplerden dolayı gidememiştim. Bu arada yeni bir işe başlamıştım, izin ve işi kaybetme kaygılarım da çok büyüktü.

Ailemi çok özlemiştim. Elimde altı gün vardı, 144 saatti hepsi. İzmir’de ailem, arkadaşlarım ve e-mizah’ta ki dostlar… İşin garibi ben bir taneyim ve her yere yetişip herkesi görüp, 5800 km. yapıp İsviçre’ye kazasız belasız dönüp normal hayatıma devam etmeliydim.

Düşünürken bile yoruluyordum, hiç kolay karar vermedim. Bir de nerede kalırım problemleri var tabii ki. Daha sonra “ya Allah tevekkelin gemisi batmaz” dedi barin. Bu arada ortak-ım endişelerimi biraz anlayıp işimi kolaylaştırdı yer konusunda. Derken daisy on ayrı isim sayıp “buralar bizim,kalabiliriz” endişelenme dedi! Ama barin yine de olmaz B-C planının olması lazım diyerekten son güne kadar beni şişirmeyi ihmal etmedi. Netice de uçağa bindim, önce İzmir üç gün sonra İstanbul. İstanbul’a indiğimde barin’in dediği B planında kaldım.:D

Bilmediğim bir şehir, yabancı insanlar, kalabalık tuhaf bir koku… İstanbul böyle kokarmış, öyle dedi barin. Filmlerde gördüğüm Çin mahallelerine benzettim İstanbul’u.

29 Eylül’de İstanbul’daydım ve çok büyük bir heyecan vardı bende. Ertesi gün ortak-ım ve daisy ile buluşacak, Mayıs 2005’ten beri her gün hayatımın sanki bir parçası haline gelmiş olan  e-mizah’ta ki dostlarla tanışacaktım. Bin çeşit düşünce vardı; benim için değişik bir tecrübeydi ama her şey mahvolabilir, hayalimde ki e-mizah, arkadaşlıklar sahte çıkabilirdi! Büyük bir çelişkiler yumağı ile beklemeye başladım Bakırköy Meydan’ın da… Ortak-ım ve daisy’i görünce hemen o sıcaklığı ve pozitif elektriği aldım. Evet bunlar onlardı, yanılmamıştım. Çok mutluydum, kendimi tebrik ettim…

Hemen aklıma Admin geldi! E-mizah sonuçta Admin’in hayaliydi, gerçekleştirdi, ve ben bu grupta olmaktan mutluydum.

e-mizah’ın kurulduğu yıl, ben zor bir koridordan geçiyordum… İki yıl geçti ve bende şimdi onlarla berberim, e-mizah’ta bende yol almışız diye gülümsedim.

Doğum günü kutlu olsun e-mizah … İyi ki doğdun, iyi ki birisi seni hayal etti ve gerçekleştirdi. Admin’i ve bebeğini kutluyorum.

Bence e-mizah; yeni, seviyeli dostlukların başladığı, gayet eğlenceli, öğretici, paylaşımcı, sanal olmayan güzel bir site. E-mizah üyesi olmaktan onu duyuyorum.

Buluşma-Kutlama-Veda

Buluşma sabahı, deli_dolu’nun telefonu üzerine uyandık. Çoktan gelmiş ve birilerinin onu almasını beklemekte. Buluşmaya gelemeyen LocK, daisy, ortak-ım ve ben toprak-ım’ı almaya gittik. O da benim gibi bilmediği bir şehirde ve otobüsten indiği yerde, bir adım bile uzaklaşmadan bekliyor. Beni tanıyamadı ama gördüğüne sevindi. :D

Kadıköy’e vardığımızda vet_volkan ve Giresun’dan gelenler ordaydılar. Birer ikişer herkes toplanmaya başlamıştı, vet_volkan, deli_dolu ile beni karıştırdı. Bana verilmek üzere alınmış “İstanbul’a hoş geldin sepya!” çiçeği deli_dolu’ya sunulmasından durum anlaşıldı.:D Gelemeyeceğini söyleyerek herkesi inandıran Naspalat, meğersem uzaktan bizi izliyormuş haberimiz yok!

Kucaklaşıp tanıştıktan sonra, Admin’i daha fazla bekleyemeden, Gölge Cafe’ye doğru yürümeye başlamıştık. Canlı müzik eşliğinde kahvaltı yapacağız, müzik başlar başlamaz açlık başına vurmuş olsa gerek otak-ım’ı bir gülme krizi tuttu. :D Kahvaltıyı beklerken yol yorgunu olan wolverine uyuya kaldı:D O gürültüde uyuyabildin ya bravo seni :D

Canlı müzik, kahvaltı, sohbet derken vakit biraz geçmiş, Admin nihayet gelmişti. Pasta kesip e-mizah şapka ve tişörtlerimizi de giydikten sonra sıra boğaz turunda… Bembeyaz bir grup halinde vapur’a doğru ilerlerken tüm gözler üzerimizdeydi. Boğaz turu başladığında önce ortak-ım’ın, sonra Admin’in tercümanlığında seyre başladım. İnanın bana o güzellik İsviçre’de yok, kıymeti bilinmiyor o başka!

Boğaz turundan sonra yemek yiyip, sohbetimize burada devam ettik. Bazılarımız gitmek zorundaydı, ne yazık ki kutlama sonrası eğlenceye gelemediler. Onlarla vedalaştıktan sonra vapurla geri dönüp, bir çay bahçesine attık kendimizi. O özlediğim Türk çayını da içtikten sonra yorgunluğumu biraz olsun atabildim. Admin ve yazarlardan Tuğba Kasal’da orada bizden ayrıldılar. Kalanlar; ortak-ım, daisy, vet_volkan, Naspalat, karashin, lütfiş, wolverine, alen_bjk13, Sevdaivgen, deli_dolu ve seran neşeli mi neşeli bir akşam geçirdik. Bu mutlu insanları bir arada görmek nasıl bir duygudur anlatılamaz, orada olmanız gerekirdi.

Pazar günü 14:20’de uçağım kalkıyor… Ortak-ım, daisy, deli_dolu, vet_volkan ve alenbjk13 beni yolcu ettiler. Yorucu ama güzel bir hafta sonuydu!

Admin’e teşekkürler!

Her yazının bir kapanışı olur ya, bu yazınında kapanışında da Zeki Müren’den “Gitme Sana Muhtacım” boğaz gezisinde olan herkese gelsin.


***

NaSPaLaT

Herşey bir kandırmaca ile başladı. Dedim kardeşim param yok gelemiyom zorlamayın beni:-)

Sağolsun herkesler biz karşılarız senin yol masrafını ve diğer masraflarını dedi. (Allah hepsinden razı olsun.) Yok dedim; süpriz yapacam ya! Kafaya koydum kimseye bişey demiyorum: tabi ki Admin bana bir laf diyene kadar öyle bir laf oturttu ki içime oturdu valla. Dedim msn de ulen size de ağız tadıyla bi süpriz yapılmıyo :D

Neyse çıktık Giresun’dan yola. Beni kontrol edeceklerini düşündüğüm için msn mi teyze oğluna açtırdım. Saat 2’ye kadar kapatma yazan olursa da benim ağzımdan yazmaya çalış dedim. (ben bile bu kadar taklit edemezdim kendimi :D) Telefonuda açık bırakmam gerekiyodu; tabi ki sesini kıstım yavaş yavaş geliyom istanbula :) Yanımda wolverine, lütfiş ve alenbjk13 vardı. Onlara bile son gün söyledim ki gideceğimi kimsenin haberi olmasın dedim. (kardeşim benimde bi huyum var dediğimi yaparım:D bilen bilir walla:)) Neyse reklam etmim kendimi:) Sohbet bi yandan geliyoz istanbul’a az kaldı derken bi baktık sohbet ederken 16 saatin nasıl geçtiğini anlamamışız bi baktım Harem’deyiz :) Bizi vet_volkan gelecekti karşılamaya; wolverine’e öle demişti. Telefon açıyo abi wolvi, volkan abi 5 dakika sonra oradayım diyo. Nasıl 5 dakikaysa geçmek bilmiyo. Valla biz 16 saatlik yoldan geldik volkan 15 dakikalık yoldan 40 dakikada geldi. Hoş gerçi onun da suçu yok nereden bilebilirdi ki yanında piyangodan karashin’de varmış:D:D Normal yani çucun geç kalması:)(onlarda çok şaşırdılar beni görünce bunu eklemesem çatlardım walla :D).

Harem’den çıktık yola buluşma yerine doğru ilerliyos. Buraları kısa geçeyim en iyisi bitmes yoksa:) Geldik Kadıköy’e; buluşmaya var daha bir saat ne yapalım derken dedim hadi gidelim hasırlarda bi bardak çay içelim iyide geldi sabah sabah:) Derken bi telefon daisy, herkesgibi, sepya, deli_dolu  gelmişler. Kalktık oradan gidiyos Haldun Taner’in oraya doğru. Ben ayrıldım arkadaşlardan; çünkü canım çığlık duymak istiyodu :D ve o an 15 kişi bir aradayken kollarımı havaya kaldırdım. (artizimdir biraz:D) daisy bir çığlık attı yemin ederim rıhtımda yer yerinden oynadı (sanki 25 yıl sonra öz kardeşini görmüş gibi :D) Koşarak geliyo üstüme doğru bi sarıldık birbirimize o an Kadıköy durdu bizi izliyo:D Saat 11 de buluşma yerinden ayrıldık gidiyos bi kafeye doğru. Kahvaltı etmeye dur reklam yapim GÖLGE CAFE (idare edin kardeşim reklamın iyisi kötüsü olmaz:D ) Bekliyos kahvaltı gelsin diye sevdaivgen kıvranıyo yanımda çok acıktım ne zaman gelcek diye. Bende dayanamadım sordum sen  kaç aylıksın diye :D iki dakka sabredemiyo:D

Tabi bu arada bi yandan yiyos bi yandan artiz olduğumuz için fotoğraf çektiriyos :) Film bitti hadi tab ettirelim dedi karashin. Dedim ben de ettirelim:) Tam çıktık yola bi baktım kim geliyo nefesi neresinden aldığı belli değil sırtında bi dağcı çantası sevgili Admin:D Lan sen nereden çıktın dedi msn i nereden buldun dedi bi yandanda sarılıyo:) Ahh Admin ahh millete plan kurarken benim teyze oğlu da seni düşürmüş tongaya; sen yemezdin ama helal olsun alaz_ok 'a :D:D:D ben gibi yazmış kerata:D

Neyse uzatmamaya çalışıyom idare edin:D Yaş günü pastamızı da kestikten ve yedikten sonra yediklerimiz ağır gelmiş olacak ki wolverine ile başladık oynamaya. Bu kısmı fazla yazmıyorum klip olarak göreceksiniz zati:D

Yaa arkadaşlar söylemeden geçemeyecem; bu arada bu wolverine 16 saatlik yolun 10 saatini uyuyarak geldi. Yemek yediğimiz sırada bir de ne göreyim herif 22 kişinin arasında uzatmış bacaklarını uyuyo. Yaa yuff sana olm ya:D:D Bu da son anda ekledim çatlardım eklemesem:D Konuya geri dönüyom:=)

Çıktık Gölge Cafe’den yola; indik tekrar rıhtıma bi boğaz turu hazırlamışlar arkadaşlar sağolsunlar:) Bindik vapura çıktık yola dımtıs dımtıs eşliğinde boğazın o eşsiz güzelliğinde ilerliyos. Tabi ben her zaman ki gibi limonlu suyumu aldım yanıma. (çaktırmayın vokta:D) Bi yandan ilerliyos bi yandan güselleşiyos:D Biz de bi oyun görmeyin; herkes oynuyo Anadolu Ateşi gibi:D:D Turumuzda sona erdikten sonra döndük rıhtıma geri. e-doğal olarak karnımız aç kardeşim gitdik bi liman lokantasına yimemizi yidik:D

Dedik şimdi ne yapacaz? Yeter bu kadar Anadolu havası birazda Avrupa’nın havasına bakalım:D Geçtik önce Beşiktaş’a. Oradan da Taksim’e; önce bi açılış çayı içtik:) Sonra da ilerledik Nevizade’ye doğru, gerisini anlatmayacam :D:D... Ya sizdee biliyosunuz ki naspalat bu kadar kısa geçmezdi ama napim malum Ramazan alkol olmayınca bu kadar yazabiliyom:D:D

Bir buluşma, bir yaş günüde böyle geçti. Tekrar ekliyorum gelemeyen ve gelmeyenler yine çok şey kaçırdınız:D e-napim kardeşim söylemezsem olmaz her yazımın altına eklerim bilirsiniz:D

İsviçre’den gelen sepya’ya, İzmir’den gelen deli_dolu’ya, Giresun’dan gelen daisy, lütfiş, alenbjk13, wolverine ve ben deniz naspalat’a (e-kardeşim o kadar yol geldik bi teşekkür etmeyelim mi kendimize :D ) İstanbul’dakiler sizin nicklerinizi yazmim çok uzun yaw:D Ve ve ve Beylikdüzü’nden gelen Admin’e sonsuz teşekkürlerimi bi borç bilirim:D:D:D:D:D

Ewett bir buluşma ve yaş günü de harika bir organizasyonla son buldu darısı bir başka buluşmaya

Bizler ve sizler var oldukça e-mizah’ta var olacaktır. (sitede google reklamlarına sık sık tıklamayı unutmayın:D:D)

Hayata daima gülümseyin, hayatı iyi yaşayın ama asla e-mizah’sız kalmayın :)

Her nerede yaşıyor yada yaşatıyorsanız:D:D:D


***

lütfiş

Evet yine e-mizah ve yine bir buluşma daha... 1 Ekim’de 2. yaş günü için İstanbul’da buluştu e-mizah. Ve ben bu buluşma için Giresun’dan ve de onca iş yükümün arasında koştura koştura kılpayı yetişerek, işyerimin önünden bindim otobüse. Olsun değer e-mizah için...

Uzun yolculuktan sonra geldik İstanbul’a. Ve yine yürekleri kocaman, tadına doyulmaz bir e-mizah ailesi daha. Ne olacak sonumuz bilmiyorum. Sitede sürekli olarak aktif olamasam da (her zaman belirtiyorum işlerimin ciddi anlamda yoğun olması bunu gerektiriyor) Sanki herkesi he ran her yerde görmüşcesine, tanıyormuşum gibi bir samimiyet, herkesin o güzel yüzünde içten tebessümler...

Bedenen çok yorulacağımı bile bile çıktığım bu e-mizah yolculuğu, anlatamayacağım kadar çok zevkli geçti...

e-ben bunu zaten biliyordum.


***

alenbjk13

Merhaba herkese. Bu yazımı tarif edemeyeceğim duygular içinde yazıyorum. Ve yazdığım her kelime bana o kadar değerli geliyor ki. Çünkü bu yazı yeni bir yaşam yeni dostluklar her şeyden önemlisi yeni bir aile kazanmama imkan sağladı. Burda tanıdığım insanlar mükemmel karaktere sahip insanlar. İstanbul’un taşı toprağı altındır diyolardı, benim ilk defa geldiğim bu şehirde söylenilen sözü doğrularcasına evet ben bir altın madeni buldum ve şu an İstanbul’un ve Türkiye’nin en zengin insanıyım. Çünkü beni hayata bağlayan en büyük zenginlik sevgidir. Bana bu kadar çok sevgi verdiğin için sağol e-mizah.

Ben iki gün diye geldiğim bu serüvende bir ömür buldum. Daha doğrusu bir ömrü nasıl ve kimlerle dolduracağımı gördüm. Ben her zaman aktif üye olamayacağım belki; ama şunu bilin e-mizah üyeleri ben Giresun’un dağlarında, bayırlarında, ovalarında hepinizi anacağım ve düşünüceğim. Belki basit bir söz gibi gelebilir ama bu söylediklerimi gerçekten yapıcam. İspatı mı? Ben sizden aldığım o büyük sevgiyle 15 saatlik yoldan geldim. Beni buraya sizin yüreğinizdeki dostluğun sıcaklığı çekti. Ben sizden o sıcaklığı hayal bile edemeyeceğim boyutta aldım. Aynı şekilde de vermeye çalıştım. Gezi esnasında belki biraz pasif göründüğüm olmuş olabilir ama hepinizi çok sevdim... Yağmurlardan inmiyor ki o enson damla ve size veda ediyorum alkışlarla...


***

wolverine

Doğum Günün Kutlu Olsun

Hiç unutmam, tarih 1 EKİM 2005 sabahı saat 08.30.Yer Harem Otogarı. Lütfiş var, Naspalat var, alenbjk13 var. Bekliyoruz otogarda. O sırada bizim vet_volkan + karashin geldiler. ’’Oooo Abi n’apıyosun ne ediyosun?’’falan. Ben dedim ‘’Hacı hepiniz bu kadar mısınız?’’Yok aabi dediler... Onnar bizi bekliyolar falan. Neyse biz yürüye yürüye geçtik Kadıköy’e. Tabi terledik yorulduk.Sonra baktık canımıs sıkılıyo, kimi uyus edelim dedik. Aklımıza hemen Poly geldi. İki dakka onu uyus ettik. Sonra diğer elemanlar geldi. Gölge Cafe die bi yere gittik. Kahvaltı falan derken… Orda benim içim geçmiş. Hatırlamıyorum… Pasta falan yendi. Yaww nasıl eğleniyoruz. Deliler gibi. Naspalat’la ben oynadık falan. Millet ööle bize baktı. Hayran oldular tabi bize. Tabi görmemişler. Neyse dediler bize’’aabi oldu olacak bi de boğaz turu yaptıralım size’’. Yaptık güzel boğaz turumuzu da. Ondan sonra akşam Nevizade falan. Tabi biz durur muyuz? Tak alemler e akıyoruz falan. İidi yaa. Ööööle ilginç bi macera yaşadık İstanbul’da. Ama var ya hacı ortamı gör var ya. Çiçek çiçek… Hepsinin Allah’ı var. Hepsi delikanlı arkadaşlar. Bi daakine İzmir’de dedik ayrıldık. Gelmeyenin aklına yaniiim. Kesin gelin. Walla billa. Şşşşş Alooooo gelin dedim….Hepiniz gelin…


***

deli_dolu

e-ailem var artık:)

Her şey benim için çok ani olmuştu. Tam gelemicem diye umudumu kesmiştim ki,bir anda bir süpriz ve ordayım. Kimse bilmiyordu dicem ama neredeyse herkes biliyormuş gideceğimi:)

Akşamdan otobüse bindim ve arkadaşlarımı göreceğim umuduyla yol aldım... Beni almaya gelen herkesgibi, sepya, daisy, lock bir buçuk saat bekletince beni. Garajda almıyacaklar sanmadım dersem yalan olur valla:) Sanki daha önceden bir yerlerden tanıyordum onları ama nerden çıkaramadım: Tabiii artık hep beraber bir yol almıştık beraber olmak için çok uzak yerlerden gelmiştik. Hepimiz,ama değeceğini biliyorduk çünkü e-mizahta bi sıcaklık vardı:) Binmediğimiz araç kalmadı tramvay, otobüs, vapur yolculuğundan sonra ,en sonunda Kadıköy’e varmıştık. Haldun Taner tiyatrosunun orda idik artık... Herkesçikler orda idi. Öpüşüp koklaştıktan sona hep beraber Gölge Cafe’deki minderlerdeki yerimizi aldık... Hafif uyuklayarak canlı müzik dinledik.... Sonradan volki ile wolvi ortama acayip renk kattı tabiiiii... Pastamızıda kestik pek güzeldi:)

Hayatım bir anda değişti sanki herkesi hepsini çok sevdim anladım ki arkadaşlık samimiyet hepsi burda.... Demek istediğim ne olursa olsun burda ailemle yani e-mizahla olmaktan çok mutluyum. İyi ki gelebilmişim olumsuz şeyler sonucu gelebilmiş olsam da değdi doğrusu, ya arkadaşlar nasıl diyim iyiki hepinizi tanıdım ve sizlerleyim. Hayatım renklendi sağolun. Admin bey sağolun beni bu kadar mükemmel insanlara kavuşturduğunuz için.... Bi de ne dicem gelemeyen çok insan var ama kalbimde olanda yerini biliyo... Her şey süperdi... Seneye İzmir’de olunca daha güzel olcak tabiiiii:)

Heyt ulen seviyom hepinizi itirazı olan varmı:) BU ARADA DAHA NİCE SENELERE HEP BERABER OLUR MU:)


***

ejder_volkan

İnsanların en büyük gücü iletişim galiba. Kendine birşeyler katmak istiyorsan iletişime geçeceksin. Bu geçen Cumartesi çok iyi anladım. Sevgili Ahmet abini hazırlamış olduğu bir sitenin e-mizah.com’un 2. yaşını kutladık. Sitenin üylerinden gelenler vardı. Bizde onur konuğu olarak gitmiştik buluşmaya :P pek bu tarz buluşmalara açık bir insan değilim aslında ama çok zevk aldım. Yeni insanlar, yeni yüzler farklı konular hep bir aradaydı.

Türkiye’nin çeşitli illerinden gelenler vardı, hatta bir kız isveçten gelmişti sırf bu buluşma için. Bu sayede değişik kültürleride tanımış olduk. Giresundan gelen arkadaşlar giresuna özgü müziklerle dans ettiler. Hem bizi eğlendirdiler, hem kendileri eğlendi. Böyle toplantılarda paylaşım en üst düzeye çıkıyor. Duyguları ve sevinçleri paylaşıyorsunuz hemde hiç tanımadığınız sadece ismini bildiğiniz kişilerle. Karşınızdakileri gözlemliyor ve öğreniyorsunuz.

Saatler geçtikçe üyeler birbirlerine daha çok kaynaşıyor, sanki kırk yıllık dostlar gibi muhabbet etmeye başlıyorlar. Sevinçlerini sıkıntılarını anlatıyorlar, çözümler arıyorlar. İşin özü iletişimde bulunuyorlar.

Bu Pazartesi de bizim hazırlamış olduğumuz kulturlu.com’un buluşması vardı, nerdeyse 30 kişi vardı. Gün geçtikçe artan üyeleriyle bu site İstanbul Kültür Üniversitesinin öğrenci portalı olmak üzere. Hepsi arkadaşımız bir şekilde okuldan tanıdığımız veya simaları yabancı olmayan insanlar. Hepsi sanal ortamda bir araya geliyor ve her konuda sohbet ediyor, en son okul haberlerini alıyorlar.

Bundan önce bir kaç kere daha buluşma olmuştu ama bu en kalabalığıydı. Gün geçtikçede toplantılara katılanların sayısı artacak ve bir çok şeyi beraber paylaşacağız. İleri dönük planlar yapıp uygulamaya çalışıyoruz. Sosyal etkinliklerde bulunmak, spor müsabakalarına gitmek gibi. İnsanlar iletişimi kullandıkça birbirleriyle kaynaşıyorlar.

Sanal ortamın insanları asosyal yaptığı söylenir, ama böyle aktivitelerle sosyalleşebiliriz. Kendimizi topluma daha iyi ifade edip bundan haz duyabiliriz. Haydi arkadaşlar kaynaşalım...


***

herkesgibi

Amcamın birisinin işi yokmuş, bir gün canı sıkılmış. Napsam derken gitmiş bi internet sitesi kurmuş. Parayı bastırmış server’den yer almış. Birde forum açmış bu sitenin içine. Neyse işte gel zaman git zaman bu site 2 yaşına gelmiş.

Yaş günü kutlayacaz, pasta kesip, yiyp eğlencez dediler. Uyar bana dedim, nasısa beleş. Dergi hazırlancak dediler! Geldik gittik, kendi çapımızda çal çırp bişeyler yapmaya çalıştık. Ortak-ım geliverdi İstanbul’a. Hemen daisy ile gittik karşılamaya. Baktık karşıdan birisi salına salına geliyor, kulağına dayalı bir telefonlan. daisy dedi acaba bu mu? Aynen ondan işte dedim. Ama baktık yanımızdan sallanarak geçti gitti. “bacım, kime baktıydınıs” dedim. Döndü, sesimden tanımış saolsun. Aldık onu sar sarmalan sonra gittik bi kafeye oturmaya. Aldım ortak-ım’ın bavulunu, almaz olaydım… Mubarek içinde taş var sanki. Gevur ölüsü gibi ağır, ama napçan taşıdık centilmenlik olsun deye. Çıktık, dergi basımına gittik adminlen buluşup. Ordan bi güzel elde bavul tekrar gezdik. Dönüşte dergileri, tişörtleri aldık. Nedense elimizdekiler gittikçe çoğalmaya ve ağırlaşmaya başladı. Paylaştık şunları bunları alalım getirin deye. Tramvay durana geldik. Baktım olcak gibi değil, tişört ve şapkaları satışa sunayım dedim, müşteride buldum. Ama sonrada vaz caydım. Evcazımıza geldik, oturduk,yattık, uyuduk doğal olarak. Sabah 7,15 civarı bir mesaj sesi ile uyandım. Mesajda” ben İstanbul büyük otogardayım. Esenler 4 serivis varmış, 8 de kalkacakmış ona mı bineyim?” yazıyor. Aman tanrım, olamaz diyerek birden fal taşı gibi açıldı gözlerim. Hemen “yok, hayır olduğun yerde kal ben geliyom birazdan” dedim. O anda bi savaş başladı işte. Bi yanım boşver yat uyu zıbar derken , diğer taraftan kalk hadi diyordu… az bi debelenmeden sonra kalktım. O arada bi telefon daha “ben geldim” dedi biri. Eh oldu şimdi dedim. Hemen içeriye kalk borusunu çaldıktan sonra koyuldum beklemeye. Eee bayan var evde, hemen hazırlanabilirler mi? Biri bi tarafa koşturuyo,biri bi tarafa. Baktım ortak geceden hazırlamış olduğu bayramlıkları giymiş:D Niye bayramlık diyorum: Çünkü öyle. Gece ortak-ım eşyalarını bi bayramlık gibi hazırlamış, baş ucuna koymuştu :D sonracıma bindik arabaya, çıktık yola. Telefon geldi, “gelmiyorsan geldiğim yere geri döneyim” diye. Benden bi çay iç 5 dk. sonra ordayım deyerek kapadım telefonu. Neyse aldık gelmiş olan deli_dolu arkadaşımızı ve bindik Metro’ya. Aksaray’da indikten sonra Tramvay’a geçtik. Son durağı Fındıklı olmasını beklerken, Bayazıt’ta son durak dedi ve durdu. Buyur buradan yak şimdi. İndik, arkadan gelene bindik. Bu arada abartısız 2 dk. bir telefon geliyor nerdesiniz diye. Bindiğimiz Tramvay’da Sirkeci de “şüpheli paket vardır, bir süre burada bekleyeceğiz” diyerek durdu. :D

Başladık sölene sölene yürümeye vapur iskelesine doğru. daisy ablam “kaçın patlamasın, insan etleri fırlar ben korkarım”diyor hızlanıyordu giderek. Bu arada ben devreye girdim ve sanırım biraz sabah sabah midelerini bulandırdım. Vapur’a bindik, Kadıköy’e geldik. Öpüş, koklaş, sarmalaş… Veda faslından sonra 11’e kadar bekledik gelen giden olur diye. Tabi bu arada Admin yapacağını yaptı ve yine geç kaldı. Bir ara beklerken o cipin arkasında kök salacağımı düşündüm. Sonra, cafe’ye geçtik. Bi aplamız aldı mikrafonu eline başladı eli ile tempo tutarak şarkı söylemeye. Tabii bu arada benim bedenime gülme krizi girdi. Ortak-ım da arada kaynadı gitti. Kafamı her çevirdiğimde aplam bana bakıyordu. Bu böyle olmayacak dedim ve yer değiştirdim ki artık açlıktan vücudum durgunlanmaya başladı. Yemekler geldi, nasıl gömüldüm, ne kadar yedim bilmiyorum. Bi ara zaten yine yemekte herkeslerin sesi kesilmişti. Bi cıbırın sesi çıkıyordu:”bana çay getirir misiniz? Bana çay getirir misiniz?” diye. Aç karnımız doyduktan sonra, herkes başladı her telden çalmaya. Bi zaman oldu ki olan oldu işte sonunda Admin geliverdi. Bu sırada şarkıcı aplamlar gidiyorlardı. Admin geldikten sonra, böle oynak havalı bi cd taktılar. Baktım kafamı kaldırıp havaya, Giresun’un yaylalarından kopup gelmiş olan iki köçek Naspalat ve wolverine döktürüyolar kurtlarını. Arada birbirlerine nispet yapıyolar. Baktım arkadan daisy ablam atladı, Giresun karşılaması oynamaya. Falanda fıstıktı kadifede yastıktı derken sonunda çıktık cafe’den. Boğaz turu atmak amacıyla düştük yollara ve vardık iskeleye. Bindik vapura dilimin dönmediği bir şarkı ile başladık boğaz turuna. Sonra ben ortak-ım’ın yanına geçtim, şurası şurası, burası burası diye anlatmaya çalıştım. Bundan önce tabii ki limonata partimiz vardı. Koyulmasıyla bitmesi bir olan… Zeki Müren eşliğinde devam etti, uzadı oldu bitti. Eğlendik, görmemiş gibi foto çekindik falan fıstık yaptık, sonra tur bitti. Arkasından ben, Admin, wolverine, karashin ve alenbjk13 olarak gittik bavulları almaya cafeye geri. İşte gene oldu bitti maşala yemek yedik sonra ve uzun düşünceler sonucu Taksim’e geçmeye karar verdik. Orda da dışardan güzel görünen bi yerde oturduk. Meyve sularımızı içip, ihtiyaçlarımızı giderdik. Evimize geldik, oturduk. Baktım neskafe istiyolar. Arkadan bir ses deli_dolu’ya ait olan “hep sanaldan içiyorduk, bi kere de reelden içelim” diye. Neyse, sabah içeris deye kandırdım, yattık uyuduk. Sabah bi kendime geldim, herkesler kalkmış benden başka. En son ben kalmışım, hadi dedim ayıp olmasın bende kalkayım. Kahvaltımızı ettik, kahve yaptım içtik doğal olarak. Bi ara odaya girdim baktım millet salya sümük gidiyo. Sonra ben gelince hemen kestiler. Havaalanı’na gittik ortak-ım’ı yolcu etmek için. İlla tutturdu size bişey ısmarliim diye, tamam dedik. İçecek almaya gittik, baktık fiski… Ortak dedi ne kadar? “23 ytl.” dedi amcam. O yine dublesi o kadarmış, bırak kalsın dedik. Oturduk, ortak-ım’ın saati geldi ve onu yolcu ettik. Sonra Taksim’e geçerek simit yedik ve deli_dolu’yu arkadaşları gelip çaldı bizden o da gitti. Biz arkada kalanlar; ben, naspalat, daisy, alenbjk13, lütfiş, sevdaivgen kahve içtik, fal baktırdık :D sonra bende ayrıldım onlardan…

Sonuç olarak: Ne kadar bir hamal gibi bavul taşımış olsam da, gerçekten çok güzel 2 gün geçirdik arkadaşlarla. Ayrılması, veda etmesi kolay olmadı.


***

bıcırık

Sabah uyandığımda çatıları ıslak görünce"-eyvah!"demiştim. Bugünde yağmurlu olacak diye düşünürken güneş gülen yüzünü gösterdi. Göstermeli idi zaten. Gülen yüzlere güneşli günler yakışırdı çünkü. İstanbul' a Kadıköy’üme canımın yarısı insanlar geliyor... Lakin bir tanesi hariç... Bu ne sevinç Ya Rabbim! Buluşma saati 10:30... Ben 10.33 de Haydarpaşa dayım...

Önce bacım’ı ve uyuz_gül’ü almam lazım. Onları da koluma taktıım ve Haldun Taner Sahnesi’nin önündeyiz cümbür cemaat... İşte benim gülenyüzlerim... daisy, herkesgibi, sepya, karashin, wolverine, alenbjk13, delidolu... O da ne Naspalat... Uyus ki sorma... "-Hani gelmeyecektin sen?!" diye sarıldık kendisine:) Bendeniz dolanmaya başladım ortalıkta "-ben bıcırık ,ben bıcırk ...." - İlk defa gören arkadaşlardan özür dilerim, ben normal halde de böyle bi deliyim(!)-... Bu arada bacım şokta ! Sanallık ve gerçeklik arasında ki bağı kurmaya çalışıyor... Ve o da deli_dolu’sunu buldu... Saat 11:10  da buluşma yerimizden ayrıldık ve yaklaşık 20 kişi başladık Kadıköy ün yollarını aşındırmaya... Gölge Cafe‘ye geldik sonunda ... O da ne her yer minder! Bana inat sanki(!) ilk aklıma gelen tabii ki de uyku oldu;) E kurulduk minderlere yayılıverdik bi güzel.

Sonrasında canlı müzik -öğleden önce kolay bulamayacağımız bir şey- eşlik etti sohbetimize ve miğdemizden gelen seslere(!) Kahvaltı geldiğinde gözlerimizin içi güldü ve herkeste güzel bir sessizlik oldu. Yemekler yendi, çaylar içildi -bu sırada müzik kesilmedi- ve biz şen şakrak sohbete devam ettik. Ve ufukta Admin göründü! Tişörtlerimizi giydik, şapkaları kafalara geçirdik, dergilerimiz dağıtıldı... Bu arada daisy’miz herkesle tek tek ilgili! Boşuna sitemizin annesi demiyoruz... Pastamızda kesildikten Admin "-seneye İzmir deyiz !" dedi. Hazırlıklar başlasın İzmir(!)

Sonra döküldük yollara... Boğaz turu yapmaya. Yaklaşık 2 saat süren çok neşeli ve dolu dolu bir tur oldu... Bazı arkadaşlar benden kuru fasulye sözü aldılar. Ama bilmiyorlar ki benim kuru fasulyem facia(!) Kaptanımız geminin düdüğünü öttürdü boğazda "-SELAM DURUN e-mizah 'ÇILAR GEÇİYOR!"diye(!) Kadıköy kıyısına vardık sonunda! Benim başım 2 gün döndü vallahi. Sonra deniz kıyısında bir çay bahçesinde mola verildi. Karashin hemen koştu fotoğrafları tab ettirmeye... Geldiğinde yemek yemeğe hali yoktu canım:( Ve çok uzaklardan gelen dostumuzdan tan bıcırık’a göre bir hediye! ÇİKOLATA! Sepya’cım çoook teşekkür ederim!

Saatler 18:50’yi gösterdiğinde benim ve bacım’ın ayrılma vakti gelmişti. İşte en sevmediğim an! İtiraf ediyorum sulugözün tekiyim! Ama o gün ağlamak yakışmazdı kimseye... Admin "- geldiğiniz için teşekkürler " diyordu. Asıl biz teşekkür ederiz! Bu siteyi kurduğu, bizi gülen yüzlerle birarada tuttuğu ve insanda ki sanal dünyada gerçeklik olmaz ön yargısını yıktığı için... Sevgili yazarlarımız sizlerle de tanıştığım için çok mutluyum. ejder (hasan), ejder_gökhan, shase (volkan) (umarım doğru yazdım) sizlerlede tanıştığıma memnun oldum. (Bu arada ben hala editör‘ü merak etmekteyim!)

e-sonunda bittiii!!! Seni seviyorum e-mizah!
NOT:Policim ruhun dolanıyordu ortalıkta ben gördüm;)


***

ejder (hasan)

Geçtiğimiz cumartesi günü (1 Ekim 2005) e-mizah.com sitesinin 2. yaş günüydü, Admin abi bizi davet etti, hatta davet etmekle kalmadı tehditte etti. Gelmezseniz karikatürünüzü bez afişe çizer meydanlara asarım diye. Biz daveti duyar duymaz gitmeye karar verdik ama bir aksilik olabilir diye gelmeye çalışırız dedik. Sitenin 1. doğum günü Sultanahmet'te yapılmıştı, ona da shase (volkan) ve bir_kelime (Burak) ile birlikte katılmıştık. Bu yıl shase (volkan) ve Gökhan ile birlikte gittik. Geçen yıldan tanıştığımız arkadaşlar sayesinde Kadıköy Haldun Taner sahnesi önündeki kalabalığı farketmemiz pek güç olmadı. Oldukça kalabalık ve samimi gruptan sadece 2-3 kişiyi tanıyorduk. Önce dışardan gözlemlemeyi tercih ettik. Nasıl olsa tüm gün kaynaşacak bol bol vaktimiz vardı. Beklerken orada karadenizli bir nine ettiği sözlerle bizi oldukça güldürdü. Herkes toplandıktan (Admin abi hariç) sonra kutlamanın yapılacağı kafeye doğru yola koyulduk. Buluşma sabah 10'da olduğundan dolayı kahvaltı yapmadan gittik, zaten kahvaltıyı birlikte yapacaktık. Kafeye giderken gördüğümüz gözlemeler, dönerler hatta simitler tek tek kafamıza kazındı, özellikle henüz çay içmemiş olmak bizi oldukça yordu. Kafeye varınca oldukça samimi bir ortam bizi bekliyordu, çünkü masa sandalye yerine minderler vardı. 3-4 uykunun ardından açlıkta bastırınca bir köşede hafif uyuklama durumunda kahvaltıyı bekledik. Kahvaltımızı yapıp çaylarımızı içince yavaş yavaş gözlerimiz açılmaya başladı. Zaten herkes forumdan sohbet ettiği için oldukça kolay kaynaşmıştı, bizde aralardan bir yerden girdik muhabbete. Daha sonra çok hoş bir canlı müzik eşliğinde oturduk, sohbetler edildi. Admin abi'nin gelmesiyle birlikte (saat 13:30) pasta kesme faslına geçtik, pastayı da bir güzel yedikten sonra geleneksel olarak çıkan e-mizah.com dergimizi, e-mizah.com şapkamızı, e-mizah.com tişörtümüzü aldık. Tişörtü üzerimize giymek mecburiydi, şapkayı takmakta. Hep birlikte 30 e-mizah.com tişörtlü kişi Kadıköy sokaklarına çıktık, çocuklar şapkadan istediler. Admin abi'yi hedef gösterdim ama çocuklar şapkayı alamadılar, bende kendi şapkamı çocuklara verdim. Gelecekte e-mizah.com'u onlar devam ettirecekti sonuçta. Yavaş ve emin adımlarla Kadıköy'e boğaz turuna başlamak için vardık. Boğaz turunda gerçekten çok eğlendik, özellikle içerde sıkılıp birer ikişer ön tarafı işgal etme sürecinde, onlarca fotoğraf çekildi. Biz de bir köşede tuzlu suyun elektrik geçirip geçirmediği üzerine bir tartışmaya başladık, sonuçta geçirir veya geçirmez diye bir iddia da bulunmayan ben kazandım. Çünkü kazanan taraf o konuşmada bulunanlara yemek ısmarlayacaktı, kazananı ve kaybedeni açıklamıyorum :) Etkinlikleri yazmaktan yoruldum, tüm etkinlikler güzeldi hepsi de e-mizah.com sponsorluğundaydı, bunun için ayrıca teşekkür ederim. Orada bulunan herkesle tanışmaktan mutluluk duydum. 3. yaş günü İzmir'de olacakmış, şimdiden gelmeye çalışacağım.


***

karashin


Geç kalmıştım Giresun’dan gelen e-mizahkolik arkadaşlarımızı wolverine, lütfiş ve seran’ ı karşılamaya gidecektik vet_volkan’la, bir telaş çıktım evden saat 07,45 idi ve 08,15 vapuruna yetişmem gerekiyordu. Beni görenler sanırım ertesi gün yapılacak olan Avrasya maratonuna hazırlandığımı düşündüler. Neyse ki son anda vapura yetiştim. Açıklarda kendime bir yer bulup oturdum. İstanbul’u seyre daldım sigaramı yaktım çok hoş bir manzaraydı. Kadıköy’e geldiğimde vet_volkan’ı aradım Giresun otobüsünün erken geldiğini Harem’e onları karşılamaya gittiğini ve bana Kadıköy’de beklememi söyledi, bekledim mi? Tabii ki hayır Harem’e doğru yola koyuldum ve yetiştim. Otogarda bekleyen Giresun’dan gelen arkadaşlarımızı karşıladık. O da ne gelmeyeceğim diyen NaSPaLaT’da oradaydı bize sürpriz yapmıştı. Hoşgeldin faslından sonra tabanvay’la Kadıköy ’e doğru yola çıktık…

Kadıköy’de bir cafe’ de daisy, herkesgibi, sepya ve deli_dolu’yu beklemeye koyulduk. NaSPaLaT’ ın geleceğini bilmedikleri için bir şok etkisi yaratmak isteyen NaSPaLaT saklandı ve sonunda beklenenler geldi. Hoşgeldin beşgittin’ den sonra bir çığlık duydum bu daisy’ di ve NaSPaLaT emeline ulaşmıştı Haldun Taner Sahnesi’nin önünde diğer e-mizahçılarla karşılaştık bıcırık, bacım, Sevdaivgen, vazo ve ……… oradaydı. Aynı zamanda ejder.com’dan Hasan ve Volkan’da oradaydı, Biraz sonra sitemizin yazarlarından Tuğba Kasal’da bize katıldı. Ama sayın Admin görünürlerde yoktu daisy’i arayarak biraz gecikeceğini bizim 11,00’e kadar orada beklememizi ve daha sonrada oradan ayrılıp buluşmanın gerçekleceği cafeye gitmemizi söyledi. Saat 11,00 idi ve yola koyulduk cafe’ye doğru, sonunda varabildik. Herkes yerlerini aldı bazıları uyuklamaya başlamıştı ki canlı müzik başladı. Ama yok herkes acıkmıştı kimse dinlemiyordu ne yalan söyliyeyim bende çok açtım ve müzik sesi midemden geri dönüyordu. Herkesgibi ve ben tam isyan etmeye başlamıştık ki mutlu son oldu ve kahvaltılarımız geldi. Yemek yedikten sonra herkesin sesi çıkmaya, şarkılara eşlik etmeye başladık. vet_volkan ve wolverine yerlerinde durmadılar yine tabii ki Ve uzun bekleyiş sonunda ufuktan Admin göründü Tişört, şapka ve dergilerimizi dağıttı ve en zevkli kısma 2. Yaş kutlama pastamızı kesmeye geldi sıra; Pastayı kesme işini Admin ve daisy yaptı, dilimleme ve dağğıtma kısmı ile Sevdaivgen ile daisy’e kaldı. Yalnız manzara süperdi. daisy pastaya öyle bir gömülmüştü ki görülmeye değerdi. Sonra bizim Giresun uşakları oynamaya başladı; çok güzel oyunları vardı yaa hayran kaldım diyebilirim. Fotoğraflar çekindikten sonra cafe’den ayrıldık ve sahile doğru yürümeye başladık, boğaz turu yapılacaktı;)

Tur başladı biz yerlerimizi aldık. Hemen hemen herkes bize bakıyordu dikkat çekiyorduk. Giresun’dan gelen şifalı limon sularımızı içtikten sonra normalde yasak olan geminin ön tarafına geçtik. Rehberliğimizi Admin ve herkesgibi yaptı. Çok eğlendik, çok mutlu olduk, şarkılara ritim tuttuk. Görevliler her fırsatta bizi uyardı neymiş Titanikçilik oynuyormuşuz. Fazla öne geçmişiz tehlikeliymiş sanırım. Neyse bunlar anlatılmaz, YAŞANIR.

Boğğaz turundan sonra Admin’imiz bize yemek ısmarladı. Sıra dağılmaya geldiğinde kimse ayrılmak istemiyordu.

Az evelde dediğim gibi bunlar anlatılmaz, yaşanır. Çok güzel bir gündü teşekkürler e-mizah, teşekkürler e-mizahçılar…

Son bir şey unutmadan Reaxion ve polyanna’nında gelmeyi ne kadar çok istediklerini biliyorum, ruhunuz bizimle, isminiz dilimizdeydi arkadaşlar;)


***

Sevdaivgen

Sonunda e-mizah’ın 2. yaş kutlaması. Sabahın o kör saatinde daha uykumu alamamış olan ben ve memleketlerini de bırakıp gelmiş e-mizah’ın diğer tayfası. Yolumuz Gölge Cafe’de gözümüz uykudaydı., Cafeye vardığımızda süper rahat görünen tam uyumalık minderlerimize yerleştik. Karşımızda bir çılgın gitarcı ve solisti, hoş güzel söylüyorlar da; aç ve uykusuz olmuyor diye veryansın ederken o müthiş kahvaltı tabaklarımız ve çaylarımız sonunda miskinliğimizi alıp götürdü. Sabahın neşesi volkan`dı Ama bir an solist mikrofonu volkan’a bırakacak ve İstanbul`u terk edecek sandım. Zavallı solist buna dayanamayıp detone oldu ve müzik devamlılığımız volkan’la devam etti. Uykusuzluğumuz wolverine’in diken üstünde masumca uyuyan adamı yansıtmasıyla açıldı ve sonunda pastamızın mumlarını tek bir nefeste söndürdük. Eğlencemiz Giresun karşılamasıyla devam etti. (Sanırım kimlerin oynadığını söylememe gerek yok:)) En çılgın e-mizah yolcusunu (sepya) 19 kişi olarak boğaz turuna götürdük ve İstanbul kazan biz kepçe turumuzu diğer yolcuları en çılgın fotoğraflarımızı çektirip çatlatarak attık:) Karaya indiğimizde müthiş İstanbul turunda ne kadar eğlendiğimizi Kadıköy iskelesinde denize nazır bir yerde yemeklerimizi yerken fark ettik. Müthiş bir ne yapıyoruz nereye gideceğiz yolculuğundan sonra memleketim Taksim`e döndük “ne sadet, ne sadet” ve Taksim gezi parkında yorgunluk çaylarımızı içerken anladık ki hala bir arada olabilmek için direniyorduk ve en önemlisi hep bir ağızdan çok mutluyduk. Bununla yetinmeyi bilmeyen e-mizah’ın çılgın tayfası eğlenceyi bol içki ve bol gülücüklü bir eğlence mekanında geçirdik. Gelemediğinize çok üzülmeyin çünkü çok şey kaçırdınız;) İyi ki varsın e-mizah nice nice yıllara.


***

daisy

Hepinizi çok seviyorum. Gelmek isteyip gelemeyen arkadaşlarımızı da hiç unutmadık; özellikle Nagihan ve Polyanna’cığım sizleri...Nice yeni yaşlara e-mizah...


***

Admin

Mizahı seven hayatı sever. Hepinize sonsuz teşekkürler...